hayat devam ediyor, bırah.
Sevgili Prudence, aç gözlerini.
Sözler bir kağıt bardağın içine sonsuz yağmurlar gibi düşüyor.
Oh, sevgilim lütfen bana inan. Sana hiç zarar vermem.
Bir araya gelin. Şu an. Bana doğru.
Gözlerini kapa seni öpeceğim, yarın seni özleyeceğim.
Rüzgar yüksek olduğu için aklımı alıyor.
Yardım et ! Birine ihtiyacım var. Yardım et ! Herhangi birine değil.
Düzelmeye ihtiyacım var, çünkü gittikçe batıyorum.
-nın
insanın, kaybettiğini birçok’larda araması ne kadar acı verici.
Yanakların pembeleşmesi utangaçlığı, kötü değildir.
Dün gece, bir dürtü bana kelimelerle oynama fırsatı verdi.
Dün gece, uzun zamandır hissetmediğim bir şey hissettim.
Mide boşluğumda. Karnımdan göğsüme yükselen sıcak bir hava, zihnimi arkaya fırlattı.
Uyandım.
Soğuk iliklerime işlemiş.
Battaniyemi aradım.
Zihin iskelesinden aşağıya düşmüş.
Şimdi, her şey ıslak.
d.evinim.
Fidanlar, ağaca.
Köpekler, köpeklere.
Tilkiler.
Derin bir soluk alarak başladığım yazıların sonu kesik soluklarla bitiyor.
Sorun sizde değil, bende.
Beyin diye hitap ettiğimiz o küçük tilki yuvasında yine bir şeyler dönüyor.
Tilkinin hikayesi de ne acıklı.
O kadar dokunaklı ki, kendi hikayemi unutturdu bana.
Ne komik.
Başkalarının hikayeleri kimi insanlar için daima önemli.
Bayılırız değil mi, kendimizi bir kenara atmaya. Bu bir soru değil.
Dramsız yaşayamıyoruz.
Hatta dur, at kadehi elinden bin parçaya bölünsün, sana da iş çıksın, toplayıver.
Hesap ver.
Onlara, istediklerini ver de.
Tilkiler uykuya çekilsin.
Sık.ça
Sıkça düşünmeyi bırakmıştım.
Hayır yanlış anladınız.
Sıkça üstüne düşünmeyi bırakmıştım.
Kontrolün elimde olmadığı hisler, beni hep…
Bu bir kişilik özelliği olmasa gerek. Kim kontrolü elinden bırakmak ister ?
Herkes en birinci.
Haklı ? Haksız ? Kavgalar. Bağırmalar. Sövmeler. Çelişkiler. İşkenceler.
İç huzursuzluğu bu. Yaşananlar adice olduğundan mıdır yaşatılan ?
Soruyorum. Cevabını bilmediğimden.
Aynı sıklıkta olmadığımızdan soruyorum.
Düşkünlüğümden değil.
gözüme gözüme.


Praha
Sıcağı sıcağına anlatmak istiyorum her şeyi.
Ama hala tadı damağımda.
Hakkında konuştukça, canım çekiyor.
Yanımda hissedebileceğim kadar yakın.
Prag yani.
Charles Bridge
ich liebe dich, moustache.
Bu net insanları kaderin bir cilvesi diye nitelendiriyorum.
Sürtük cilvesi. Güzel cilve. Yani.
Bıyık seviyorlar. Bıyık seviyorum. E bundan bir de parti çıkıyorsa, akrabam gibi seviyorum.
Sizlere sunabileceğim çok görsel yok elimde, zira dans etmekten makinenin fonksyonlarını bile unuttum o gece.
Auf jeden.